Altan Hukuk | İstihkak Davaları

İstihkak İddiası Nesdir? İstihkak Davası Hakkında Bilinmesi Gerekenler Nelerdir?

   Haczedilen bir mal üzerinde, alacaklı ve borçlu dışındaki üçüncü bir kişinin, mülkiyet veya rehin hakkı gibi bir hak sahibi olduğunu ileri sürmesine, istihkak iddiası denir. Uygulamada, borçlunun mallarına haciz tatbik edilirken borçlu dışında üçüncü bir kişiye ait olan malların da haczedildiği durumlara rastlanabilmektedir. Bu gibi durumlarda, borçluya ait olmadığı iddia edilen bu malların hacizden kurtarılabilmesi amacı ile açılan davaya istihkak davası adı verilmektedir. İstihkak iddiası, bir malın haczedilmesine engel teşkil etmemekte olup, bu durumda üzerinde istihkak iddiası bulunan yani çekişmeli olan malların, borca yetecek miktarda mal bulunamaz ise haczedilmesi gerekmektedir. Taşınır mallarda, istihkak iddiasına konu malın, borçlunun elindeyken haczedilmesi ile üçüncü kişinin elindeyken haczedilmesi gibi farklı durumlarla karşılaşabilmekteyiz. Bu gibi durumlarda malın kimin elinde bulunduğuna göre istihkak davası farklı prosedürlere tabi olmaktadır. Elde bulundurmayı, fiilen elde bulundurma şeklinde değil de daha geniş anlamda evinde, işyerinde, ofisinde bulundurmak şeklinde yorumlamak gerekmektedir. İstihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi ile borçlunun malı birlikte elinde bulundurmaları halinde dahi mal, borçlunun elinde sayılmakta ve istihkak prosedürü buna göre işletilmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 96 ve devamı maddeleri, istihkak konusunu düzenlemektedir. "Borçlunun Zilyetliği ve İstihkak İddiası" başlıklı 96. Maddesinde: "Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir. İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükûtları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar. Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kimseler yahut bu şahısların iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası 97’nci maddenin 9’uncu fıkrası gereğince açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczine ıttıla kesbetmiş sayılırlar." hükmü yer almaktadır. İstihkak iddiasına ilişkin hükümler, menkul mallar için uygulanır. Gayrimenkul mallar için istihkak iddiası mümkün değildir. Gayrimenkul üzerine konulan haczin kaldırılması gibi işlemler, memur muamelesini şikayet mahiyetinde olup, bu gibi durumlarda istihkak değil, memur muamelesini şikayet prosedürü uygulanacaktır. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olduğundan, malikten başka kişiler bütünleyici parçalar üzerinde istihkak iddiasında bulunamaz. İstihkak iddiası, menkul mallar üzerinde; Mülkiyet hakkı iddiası, Rehin hakkı iddiası, Eklenti, Kişisel hak iddiası, Tapuya işlenmiş satış vaadi sözleşmesi, Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesi, Finansal kiralama sözleşmesi, Ortağın borcundan dolayı şirket mallarının haczi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. TMK m.939 uyarınca, rehin edilen şeyin kural olarak alacaklıya teslim edilmesi gerekmektedir. Dolayısı ile borçlunun elinde haczedilen menkul mal üzerinde teslim şartı gerçekleşmeden rehin hakkı kurulamaz. Ancak teslimsiz kurulan rehinler için (Ticari işletme rehni, hayvan rehni, gemi ipoteği gibi) teslim gerekmediğinden, istihkak iddiasında bulunmak mümkündür. Hapis hakkı da, menkul rehni niteliğinde olup, hapis hakkına istinaden istihkak iddiasında da bulunulabilir. TMK’nın 686. maddesine göre eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel adetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır mal olarak tanımlanmıştır. Eklentinin, asıl şeyden geçici olarak ayrılması, bu niteliğini kaybettirmemektedir. Eklentinin, asıl şey malikinin borcu için asıl şeyle birlikte haczedilmiş olması halinde, eklenti üzerinde ayrı bir mülkiyet hakkı mümkün olduğundan, eklentinin maliki, eklenti üzerinde istihkak iddiasında bulunabilir. Her ne kadar maddede bahsedilmemiş ise de istihkak iddiası, kişisel hak nedeni ile de ileri sürülebilecektir.

   Uygulamada genel olarak istihkak davalarının reddedildiği görülmekte olup, haczedilen malın ya da bulunduğu yerin borçluya ait olduğuna dair en ufak bir emare bile hakimin davayı reddetmesini sağlamaktadır. İcra mahkemesi hakimlerinde genel kanı istihkak davaları için bu yönde olup, bir de açılan dava istinaf/temyiz sınırının altında ise kesin olarak karara çıkmakta ve gerçek malik olan üçüncü kişilerin büyük hak kayıpları yaşamasına neden olmaktadır.

   İstihkak davaları, üzerinde hassasiyetle çalışılması gereken bir dava türü olup konusunda uzman bir avukattan yardım almanız davayı kazanmanızda etkili olacaktır. Bu nedenle icra davaları konusunda uzman bir icra avukatına danışmanız fazlası ile önem arz etmektedir.
Altan Hukuk Bürosu, Kayseri avukat, Kayseri icra avukatı, icra hukuku avukatı ve avukat Kayseri olarak konusunda uzmanlaşmış avukatları ile hizmet vermektedir.

iletişim
© 2019 ALTAN HUKUK & DANIŞMANLIK BÜROSU | Tüm Hakları Saklıdır.